12/5/2008 · Kategori: MuNEVVERiN MUTFAGINDAN

ŞİPŞAK GÖZLEME


ŞİPŞAK GÖZLEME

Sizlere çok pratik bir gözleme tarifi vermeye karar verdim Razz Aslında bilinen bir şeydir, yeni icad etmedim ama yeni evlilere, hamur açmasını bilmeyenlere, acele misafiri gelenlere ya da iş çıkışı yorgun argın canı hamur işi çekenlere yapımı çok pratik ve tadı da gerçek gözleme kadar olmasa da gayet güzel bir tarif veriyorum... Hatta erkekler bile yapabilir Smile))) O kadar kolay yani, ben bile yaptıktan sonra :utangac:

Malesef resmini çekmemişim bu nedenle uzun uzun anlatayım Smile)

Öncelikle malzeme listesi:
Adı üzerinde şipşak olması için hazır yufka alıyoruz... Bir kase kadar süt, içine harç olarak lor peyniri ve bir adet tava ve birazcık da sıvı yağ Smile)

Gelelim yapılışına; aldığımız hazır yufkayı (bir kilosu aşağı yukarı 6 tane yapıyor, bildiğim kadarıyla zaten 3'erli paketleniyor) katlarına ayırıyoruz. Eğer yufkayı buzdolabında bekletmişseniz hemen ayrılmaz, biraz oda sıcaklığında bırakmak gerekir yoksa katları yırtılır. Neyse yufkalardan bir tanesini ayırıp güzelce seriyoruz, üzerine sütten kaşık yardımı ile dökerek sürüyoruz. bir ucundan ortaya doğru katlıyoruz, açtığımız katlardaki izlerden faydalanabiliriz. (Yalnız burda tavanın ölçüsü de önemli, bu katlamalar sonucunda tavaya sığacak hale gelmelidir.) Aynı şekilde süt ile biraz ıslatarak karşısındaki ucunu da katladığımız kanadın üzerine örtüyoruz.

İşi bilen hanımlar anlamışlardır ama biz acemi olanları ve erkekleri de düşünerek şöyle bir şekille anlatmaya çalışalım Smile))
Aşağıdaki resimde turkuaz alan yufkanın açık halidir, kırmızı ile boyalı alanı eflatun ile boyalı alanın üzerine kapatıyoruz, sonra da karşıdaki kalan kenarını da hoooopp bu iki katın üzerine Smile))
yufkakat1.jpg

Şimdi yufka dikdörtgene benzemiş olmalı Razz Şaka bir yana kaldığımız yerden devam edelim; sırada öteki iki kenarı da aynı işleme tabi tutmak kaldı. Tabi araları yine süt ile ıslatıyoruz ve kalan kenarlardan birini aynı şekilde ortaya katlıyoruz. İşte şimdi iç malzemenin zamanı geldi, lor peynirinden harcını üzerine döküyoruz ve öteki kenarı da üzerine getirip elimizle bastırıyoruz. Artık yufka tavaya sığacak kadar bir kare halini aldı. Sıra geldi pişirmeye... Tavaya çok az yağ döküyoruz, öyle patates kızartır gibi ços ços yağ yok yani, gözlemenin bir yüzünü yağlayacaka kadar ve gözlemeyi tavaya alıp bir yüzünü kızartıyoruz. Öteki yüzünü çevirirken yine birazcık daha yağ koyuyoruz ve çevire çevire diğer yüzünü de kızartıyoruz. Bittti :suic: Aynı işlemi diğer yufkalara da uyguluyoruz vee afiyetle yiyoruz, yanında da bir çay iyi giderdi :cay:

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

21/4/2008 · Kategori: 2-ViDEOLAR

BERGEN ANISINA

Acıların Kadını kasetini hangi akla hizmetle bilmem vakti zamanında sildiğim ve aslında yıllar geçse de halen kendisini dinlemekten bıkmadığımı farkettiğim Bergen anısına bu tertemiz sayfayı açıyorum...

Şarkılarını dinlerken, özellikle de Acıların Kadını kasetinde olanları dinlerken bir anda kendimi geçmiş yıllarda hissediyorum; gurub vaktinin loş ışığında, yalnız bir odada ve pencereden esen rüzgarın tatlı tatlı esintisinde oynaşan tülün dalgalarında buluyorum kendimi. Karşı bahçedeki ağaçların yaprakları ise sanki şarkıları benimle birlikte dinliyorlar ve onlar da birer hayal içerisinde kendilerini rüzgarın kollarına bırakıp nazlı nazlı salınıyorlar... Küçük bir sahil kasabasında, seksenli yıllarda bir yaz akşamı oluyor ve Bergen Dertli Derli söylüyor...




Geçmişte bir zamana dönmek ister miydin diye sorsalardı sanırım ilk sıralarda tercih edebileceğim günlermiş o günler... Belki de hayatın en güzel yıllarıydı, tek kederim Bergen şarkıları dinlemek olmalıydı ya da ilerleyen zaman, olumsuzlukları unutturmuş ve hafızamda sadece güzel bir tat olarak kalmış seksenlerin ikinci yarısı ve ilk gençlik yıllarım...
Belki de biz seksenlerin çocukları hep aynı şeyleri hissediyoruz ve Bergen Eller Aldı derken aslında ellerin aldığı bir sevdiğimiz olmasa da sevme duygusunu öğrenmeye başlıyoruz Rolling Eyes



Link
Acaba başına gelecekleri tahmin ederek mi bu kadar içten okumuştu şarkılarını... "Bütün zalim olanları sen affetsen ben affetmem" derken belki de farkında olmadan hayatı ve kaderi hakkında bize ipuçları veriyordu. Belki de bu nedenle şarkıları yıllar sonra bile aynı duygu yoğunluğu ile dinlenilebiliyor. 13-14 yaşlarında bir küçük kızcağızı, hayal adası konumundaki yalnız bir odada ve gurub vaktinde bir elinde hayali mikrofonu ile playback yaparken bırakmıştık ve fonda Bergen Sen Affetsen diyordu...


Link
Sanatçı "Gözlerin nemli nemli / Başını hiç öne eğme" diyerek hayata genç yaşlarda ve talihsiz şekilde vedasının ardında hüzünlü kalan dinleyenlerine bir nevi teselli sunuyordu...
Seksenlerin ikinci yarısında Bergen Benim İçin Üzülme derken, şarkının sözleri de nasihat barındırıyordu:
"Sende kaybettiğimi başkasında ararım / Benim için üzülme"



Link
Severken içimde bin bir ümit var
Gelecek günlere hayallerim var
Büyük zalim çıkarsa bağlandığım yar
Gönlüme sığmayan sabrım ne yapsın?

Bazı kendini entel dantel sananlar, güya tepeden bakar bir zihniyet ile arabesk şarkıları küçümsemeye çalışırlar ama sözlerdeki şu anlama bakar mısınız? Bergen Biçare bir kadının halini en beliğce dile getiriyor ve kendini bir şey sanan arabesk düşmanlarına inat bir çocuk seksenlerde Bergen şarkıları ile büyüyor...



Link

Başarı asla gölgelenemez bir kardelendir, eninde sonunda mutlaka üzerindeki karları silker ve gün yüzüne çıkar... Acıların Kadını kaseti ile Bergen, 1986 yılında en çok satan kadın sanatçı ünvanını almış ve altın plak ile ödüllendirilmiştir. Dahası TRT'de konuk olarak çıkarılmış ve Acıların Kadını şarkısı yayınlanılarak arabesk yasağı delinmiştir. Bugün bazı özel kanallarda aynı yasakları sürdürmeye çalışan zihniyetler ne yazık ki halen var... Oysaki arabesk müzik, hayatın içinden çıkmış ve duygularla yoğrulmuş bir müziktir... Acıların Kadını Bergen ise sanki bir Feyruzdur...


Link


Müzik bir zevk işidir, gönül işidir; elbetteki herkesin kulağı ve gönlü farklı beklentilerde olabilir. Zevkler ve renkler tartışılmaz denir ya Smile)) Yani hoşuna gitmemek, müzik zevkine, kulağına hitap etmemek ayrıdır ama özellikle bir tür müziği "küçümsemek" ayrı bir şeydir... Kimsenin arabesk müziği küçümseyecek hakkı olduğunu sanmıyorum; çünkü bunun mantığı "neden benim oyumla dağdaki çobanın oyu aynı sayılıyor" mantığından farkı yoktur, aslında temelinde, bilinçaltında yatan hakikat budur Exclamation

Yıllardır bu ülkede insanlar televizyonlara çıkıp, radyolara konuk olup; kendilerinin ne kadar kültürlü, kaliteli, entellektüel insan olduklarını vurgulayabilmek adına arabesk müziğe vurdular hep ve aslında hep yalan söylediler. Çünkü özel kanalların yayına başlamaları ile arabesk müzik üzerindeki eski yasaklar hafifleyince görüldü ki yılların arabesk düşmanı kişiler bile "Merak Etme Sen" melodisini ezbere biliyor, "Bir Teselli Ver" ile coşuyor, "Talihsizler" ile duygulanıyor, "Neden Saçların Beyazlamış Arkadaş" ı ezbere söylüyor Smile))) Çünkü bu garip ülkede insanlar, yıllardır gizli gizli arabesk dinlediler, arabalarında bir köşeye sakladılar, yalnızken dinlediler, evlerinde kasetleri, plaklarını gizlediler ama hep dinlediler, arabesk dinlemiyorum diye yalan söylediler ama hep dinlediler... Çünkü arabesk aslında "müzik" idi; ritim vardı, melodi vardı, insanı sarıp sarmalayan bir duygu vardı; cıstak cıstak şarkılar hormonlu sebzeler gibiyken arabesk ise tabii, doğal bir "müzik" idi Wink


Yıl 2008, aradan 20 yıl geçmiş ve bugün Bergen halen dinleniliyor. Sadece kaset kapaklarından yapılan youtube klipleri, içerisinde hiç bir hareketli görüntü olmamasına rağmen binlerce dinlenilme oranına sahip (200-300 binlerde) Halbuki arabesk müziği "küçüsemeye" çalışan "zibidiler"in ise esamesi bile okunmuyor Smile))) Zibidi diyorum, çünkü ortadaki davranışı küstahlık olarak görüyorum; hitabım müzik zevki olarak tercih etmeyenlere değil, kendini bir şey sanarak arabesk müziği aşağılamaya çalışan küstahlaradır...

Yine seksenli yıllara dönelim ve Bergen Kul Duası'na amin diyelim Wink



Link
Arabesk müzik acıların müziği olarak kabul edilir ve sanki bütün şarkılarında umutsuzluk varmış sanılır... Oysa sıradaki şarkıda Bergen, dinleyenlerine gülümsemeyi tavsiye ediyor, umudu gösteriyor... Bu şarkıda Feyruz havasını siz de hissetiniz mi yoksa tek bana mı öyle geliyor Rolling Eyes Belki de müziği Feyruz şarkılarından alınmıştır da bunun için böyle bir his oluşturuyordur...

Haydi durmayın öyle sevinçlerle coşalım
Mutluluklara doğru hep beraber koşalım
Birşeyler yapmalıyız bizler yaratmalıyız
Huzuru bulmak için sevip yaşamalıyız

Gülümse biraz gülsün gözlerin
Gülümse biraz bitsin kederin
Unut dertleri kötü günleri
Gülümse biraz gülümse biraz

Seksenlerdeki küçük kız! Haydi gülümse biraz ve hayatın sana güzellikler getirmesi için neşeni de katarak, şarkıları mırıldanmaya devam et Wink Bak ne diyor Bergen Gülümse Biraz




Link


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

15/4/2008 · Kategori: 4-MEDYA

DİKKAT! Güvendiğiniz Sitelerde Reklamlara Tıklayarak Soyguna Uğramayın!

Arkadaşlar son günlerde bazı internet sitelerinde çok masum görünen ancak aslında hiç de masum olmayan bir kontör vurgununun reklamı dönmektedir. BLİNKO

Evet çok sevimli ve cezbedici reklamda sizden tahmininiz sorulmakta ve ne hikmetse ilk denemenizde tahmininiz tutup siz de bir anda olayı anlayamadan BEDAVA denilerek bir siteye üye olmaktasınız. Bu siteye BEDAVA katıldığını sanıyorsunuz ama telefonunuza gelen müzik melodi mesajlarını kabul etmeseniz, yüklemeseniz bile kontürleriniz düşmektedir... Tamamiyle hile ve bir anlık dalgınlıktan yararlanılan bu oyuna gelmemek için tüm üyelerimizi uyarır ve bazı stelerde gördüğünüz
"Tahmin Et" ya da "Şansını dene" veya "Seç Bakalım" gibi oyunlara yanlışlıkla dahi olsa tıklamayınız!

Çünkü BEDAVA değil, inanmayınız! Haftalık üyeliğiniz karşılığında 24/48 kontor ile ücretlendirilmektedir. Tamamen hile üzerine kurulu bir vurgundur...

Blinko ile başı dertte olanlar için benim bildiğim çözüm yolunu da söyleyelim.

İptal yazıyorsunuz ve 3699
kısa mesaj gönderiyorsunuz

               

Meğersem bizim BLİNKO pek meşhurmuş Smile))

Arrow
BLİNKO’da Bedava Olan Tek Şey İlk Gönderdikleri Mesaj kgokcede [15 Nisan 2008, 09:00]
Evde,internette gezerken hemen msn’im altında, topların üzerinde rakamlar gördüm.Bunlara talihsiz bir şekilde tıkladım. Sonrasında bir bedava melodi kazandığımı yazıyordu.Bedava melodimi almak için, telefon numaramı yazdım.Sonrasında gelen sms’i burada da yazıyorum...
Hediye şifresi:5270 web sayfasında kutuya şifreni gir.Tamama bas, bedava
İçeriğini indir ve Blinko Club’a katıl! Bu servis haftalık 24 sms/48 kontör. Mho2165785858
Mutlaka bu satırlardan sona mahkemeye de versem, bunların kendilerini temize çıkaracak bir çok bahaneleri olacaktır.İnsanları bu kadar saf yerine koymaları ve kolay para kazanma hırsları, insanın gerçekten kanına dokunuyor.

Ben bunlardan ne kontörlerimi alabilirim ne de bunlara hatalarını anlatabilirim.Bu insanlara telefonda ettim.Karşımdaki tatlı sesli bayanın, bir kere oyuna gelmişsin tavırları insani gerçekten çıldırtır.Tüketici olarak beğenmediğim bir malı, 1 hafta içinde iade ettiğim takdirde, malın bedelini tekrar alabiliyorsam, ben de kontörlerimi geri istiyorum.


Arrow
BLİNKO Yok Yere Kontörlerimi Alıyor ŞIMGA [14 Nisan 2008, 09:00]
İnternette gezinirken 3 tane resim var, birini bul,
hediye şarkın cebine gelsin diyordu. Seçtim. Keşke bulmasaydım ama doğru olanı buldum ve karşıma numaranı gir diye bir şey çıktı.

Numaramı girdim. Bedava ya ondan, üyelikten falan haberim yok. Sonra telefonuma Blinko'dan bir şeyler gelmeye başladı ama zaten ben de bağlantı olmadığı için alamıyordum.

Bunlar devamlı gelmeye başladı. Kontör yüklediğimde de kontörlerimin hepsini alıyorlar. Gereği neyse yapılsın. Bunu iptal etmek istiyorum, yoksa yasal yollara başvuracağım.^^


Arrow
BLİNKO Yüzünden Boşa Giden Kontörler! datron1010 [14 Nisan 2008, 09:00]
Blinko geçenlerde bana bir soru sordu, ben de cevap verince melodi kazandınız dedi. Ama nereden bilirdim virüs olduğunu? Müşteri hizmetlerini aradım, 35 kontör gitti ama bir Allah'ın kulu açmadı. Ne olur bana yardım edin, kurtarın. En yakın zamanda cevabınızı bekliyorum. Her internet adresinden korkar oldum.%



Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation
Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation
Yukarıdakine benzer pek çok şikayet var ve ben bizzat şahidim ki kelime oyunu ile işin içinde hile var. Yani üye olmadığınızı sanıyorken üye oluyorsunuz, BEDAVA yazılarak hile yapılıyor ve müşteri kandırılıyor, siz de nasılsa ben üye olmadım sanıyorsunuz ama sonra kontörlerinizin garip bir şekilde uçtuğunu görünce uyanıyorsunuz Smile))))) Yani müşteri üye olduğunu bilmeden sisteme bir girişle üye oluyor, aman DİKKAT!

Ayrıntılı bilgi için tıklayınız


Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

31/3/2008 · Kategori: 4-MEDYA

Biz Bir Şey Biliyoruz Da Söylüyoruz :)))))

Eh şimdi yine biraz gülümseme zamanı :))))



Bu resimde ne var diyenler için açıklayalım, dikkat edenler zaten kendileri farkedeceklerdir ;)
Sıradan bir kullanıcı olarak youtube kaydettiğim video, herhangi bir sitede ya da blogda dahi ne reklamını ne duyurumunu yapmadığım halde ve sadece yedi ay gibi bir zaman içinde;
bir yıldır youtube kaydı bulunan, yayın kuruluşlarında sürekli tanıtımı ve reklamı dönen üstelik de otuzbin üyesi olduğu iddia edilen bir sitenin anasayfasında yer alan klibin izlenme oranın aşmış bile :)))))))



Eh sıradan bir kullanıcı olarak bu küçücük haberi vermezsem çatlardım  :)))))))
Kolay mı 50 bini aşmışım :)))))


Kalıcı Bağlantı Yorum (11) Yorum yaz!

18/3/2008 · Kategori: 1-SELAMLAMA

16 Mart 1988 Halepçe




Halepçe sadece insanlığın öldüğü yer değil islamlığın da öldüğü yerdir ne yazık ki Sad(




Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

26/2/2008 · Kategori: 5-ALINTILAR

Yurtta Sulh Cihanda Sulh!


Kara harekâtı!
Evet. Kara harekâtı başladı.
Hayatı teferruat olarak görenler bayram ilan ettiler yine.

Başta büyük gazete olmak üzere medyamızda sevinçli bir telaş görünüyor. 'Karakışta Güneş Doğdu' idi dev sürmanşeti büyük gazetenin. Yollar ve köprülerin imha edildiğini, 30-40 kilometre içeriye girildiğini duyuruyordu. Logosunun hemen yanıbaşında da kara bir kutu içinde 'İlk Gün'başlığının altında skor belirtiliyordu. '44 terörist öldürüldü.' Altında, '5 asker şehit.'
Ana akım medyanın bu nefesimizi tutmuş beklemekte olduğumuz savaşı muştulayışında zorlu bir milli maç 'zaferini' ilan edişindeki fanfarlı üslup okunuyor. Nihayet. Mehmetçik. Bozgun. Kaçacak delik arayan terörist. Hedef. Sıkça kullanılan kelimeler.

Bu korkunç tefrika, tirajları hoplatacaktır mutlaka. Her gün kalkar kalkmaz gazeteyi kapıp skora bakmamız gerekiyor besbelli. 44'e 5, ikinci günde 79'a 7 oldu. Ara açıldı. PKK'nın artık Mehmetçik'e yetişmesi imkânsız. Zafer!


İnsan hayatının skorlara yazıldığı uğursuz bir dönemden daha geçiyoruz işte.

TSK, harekâtın başladığını duyururken gazetecileri de 'can güvenlikleri' için bölgeye girmemeleri için uyarıyordu. Kullanabilecekleri görüntüler kendilerine yollanacaktı.
Nitekim TSK tarafından basına dağıtılmış tuhaf Mehmetçik görüntüleriyle karşılaştık ilk günden. Beyaz çarşaflar altında 40 kilo olduğu belirtilen yükleriyle gecede sıra sıra ilerleyen kocaman kuzucuklar gibi. Ellerinde silahları, yüzlerinde kamuflaj boyaları, alınlarına takılı gece gözlükleri, özel botlarıyla kimileri kameraya bakıyor. Kimileri dalgın görünüyor.
Irak harekâtından tanıdığımız kakılmış gazetecilerin yerini almaya dünden hevesli basınımız uzaktan kakılmış olmakla yetinecek besbelli.

Çünkü TSK, hiçbir zaman tanık sevmedi.

Savaş romantizmi konusunda kimselerin eline su dökemeyeceği Ertuğrul Özkök, bayramı duyuruyordu: "Böyle günlerde öfkemi, kızgınlığımı unuturum."
'Savaş başlayınca öfke ve kızgınlığın unutulması' şiarı, yazarın savaşı bayramların bayramı olarak gördüğünün açık kanıtı. Kendisine mübarek olsun diyenlerle dolu medyamızda şaşılası bir durum değil.
Nitekim, birçok her şey mubahçı demokrat yazarımızdan, 'toplumsal kalkınma hamleleri ertelenmemeli, her şey savaşla çözülemez, ama inşallah bu harekâttan kârlı çıkacağız' özetli yazılar okuduk. Hükümet yanlılarınca da hayır dualarıyla karşılandı bu savaş.


Coşkunun diri tutulabilmesi için Mehmetçik magazini de elbette devreye sokulmuştu. Giydikleri botların özelliklerini, diğer aksesuvarlarının dökümünü öğrendik.
Daha ilk günden bu kadar steril, bu kadar muntazam, bu kadar hazırlıklı bir paket olarak bize sunulan harekât işte uzakta çekilmiş aydınlık bir film gibi geriliyordu perdelerimize.

Sabah gazetesinin ilk gün manşeti yüz kazırtıcıydı. Dramaturji konusunda fevkalâde hırslı görünen Sabah, 'Yastan Cepheye' diye haykırıyordu. Manşete koskocaman bir komutan gömülmüş, eliyle bir yerleri işaret ediyordu.
Kaç insan hayatına, nice acılara, nice şiddete mal olacağı kestirilemeyen savaşın haberi, başkomutan Korgeneral Kalyoncu'nun 15 gün önce eşini kaybetmiş olmasıyla veriliyordu.
Hayatımızın drama departmanında her dem geçerli klişe 'Şov mast go on' işbaşında.

Karanlıkta kuzucuklar ölmeye ve öldürmeye yürürken başlarındaki komutan da yastan savaşa atıyor adımını. Sabah'a kalırsa, bu savaş, komutanın kişisel dramı. Onun yaralı ruhunun yanına çöküp okumalıyız bu savaşı.
Aynı gün, üstünde tepiştiğimiz bir başka konuda da, tesadüf bu ya, beklenen bir adım atılıveriyordu. Cumhurbaşkanı, türban konusundaki değişikliği onayladığını duyurmuştu aynı gün. Kimi savaşsever yazarlar, onu bu güzel ve kutlu günde türban konusunu araya sıkıştırıveren bir fırsatçı olarak kınıyordu. Böylesine saygın basında yazamayan kimi insanlar da belki içlerinden Gül'e soruyordu: "Bir türban serbestisine mi verdin savaş emrini?"

Öte yandan, hemen bu kapağın altında siyasi hasımların ve dünyanın bu harekâtı nasıl hak gördüğüne dair bir döküm geliyor. Sözgelimi Murat Yetkin ruhumuza su serpiyor: "Türkiye, hükümeti, Meclis'i, dışişleri, askeriye ve istihbaratı ile PKK ile mücadelede hiç yakalamadığı bir ortamı meydana getirdi. Ankara bugüne dek terörizmle mücadelede uluslararası camiada hissettiği derin yalnızlığı kırabildi."

Nitekim, ABD'nin destek sözünün ciddi olduğunun anlaşıldığını da belirtiyor yazarımız. Büyükelçi Wilson haklı çıkmış.
Avrupa da 'Türkiye'nin vatandaşlarını koruma ihtiyacını' anlayışla karşılıyor ama Solana, "Bu harekâtın en iyi yanıt olduğunu düşünmüyoruz" demekten de kaçınmıyor.


CHP ile MHP zil takmış oynuyor.
Yalnız Oktay Ekşi, ekşice bir espritüel vurgulamayla belirtiyor: "Nitekim içeride ve dışarıda herkes kabul ediyor ki (pardon herkes derken galiba Demokratik Toplum Partisi'ni göz ardı etmiş olduk) bu harekât Türkiye'nin kendi huzur ve bütünlüğünü koruması için zorunludur."

Evet, parantez içinde hatırlanabilen DTP dışında bu kara harekâtını desteklemeyen kayda değer hiç kimse yokmuş.
Dolayısıyla bu savaşı çözüm olarak görmeyenler, hiçbir savaşı hiçbir şeyin çözümü olarak görmeyenler bir kez daha, hele bu kez savaşın uğultusu ile çevrelenmişken, marjinal, gayrimeşru ilan edilmiş oluyor. Teferruat.
Uzaktan kakılmışlar tarafından, vatanın birlik ve bütünlüğü söz konusu olduğunda teferruat olduğumuz ilan ediliyor açıkca.


Skorlarınıza yansıyan rakamlar, her biri bu topraklardan, her biri benzer yoksunluklardan gelen insanları yansıtıyor. Türk'ün de Kürt'ün de yüreği dağlanıyor.
Bu kışkırtıcı dille sonsuza dek sürecek bir savaşın körükçülüğünü yapıyorsunuz.
Seni fırsatçı AKP; diyelim mükemmel bir politik maharetle bütün dünyayı yanına aldın. Pekiyi bu harekâtın sonuçlarını, acısını, üreteceği nefreti ve kanı da bölüşebilecek misin dünyayla?


Gazetemizin eski yazarı Murat Çelikkan, bianet'e hiç de parlak görünmeyen istikbalimizden dem vurmuş: "Hiçbirimiz bu harekâtın kapsamını ve süresini bilmesek de PKK'nin daha fazla sıkıştırılmasının hem bir ateşkes hem bir silah bırakma olasılığını giderek zayıflattığı söylenebilir. Ümidim o ki bu askeri operasyonun derinleşmesi Türkiye'de çatışma ortamını da derinleştirmez ve şiddetin kırlardan şehirlere yayılmasına neden olmaz. Böyle bir durumda barıştan bahsetmek çok güçleşeceği gibi Türkiye'de barış yanlısı kesimlerin gücünü zayıflatacak, dolayısıyla bu harekâtın Türkiye'de barış umudunu zayıflatacağını söylemek yanlış olmaz. Bu harekâtın bir yönünün de Irak Kürtlerine gözdağı vermek olduğunu kabul etmek lazım. Ancak hava harekâtları gibi bu da ABD'yle uzlaşma olmaksızın Türkiyenin kendi kendine girişeceği bir harekât değil. Dolayısıyla hem ABD-Türkiye arasında, hem de aralarında uzlaşmazlık olduğunu düşünmediğimiz hükümet ve Genelkurmay Başkanlığı arasında -ne tür bir stratejik pazarlık olduğunu bilemiyoruz ama- asgari bir uzlaşma olduğu ortada."

Çelikkan, basına da görevini hatırlatıyor:
"Bütün bu harekât içinde hem uluslararası sözleşme hem de uluslararası insan hakları belgelerine uyum konusundaki tek bilgi kaynağı ve referans Genelkurmay'dan gelecek açıklamalar. Eğer hepimiz bu psikolojik harekâtın bir parçasıysak, ne olup bittiğine ilişkin farklı kaynaklardan gelecek haberleri de beklememiz lazım."

Yıldırım Türker - Radikal

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

25/2/2008 · Kategori: 4-MEDYA

İslamcı Medya Cennete Bilet Kesiyor

img81/7788/haber7cennetxu7.jpg 

 

İslamcı medya Kürt kanı üzerinden cennete bilet kesiyor!

 

AKP’nin taraflı yayın organı haber 7 şimdi de cennete bilet kesmeye başladı, hem de Kürt kanı üzerinden!

İslam dininde kutsal bir kavram olan ve şartları Kuran-ı Kerim'de açık ayetlerle belirli olan dini bir kavramın içini, kirli bir siyasi tavırla boşaltan haber7 taraflı yayıncılığının dışında bir de cennete bilet kesmeye başladı…

Şehidlik ve şehadet kavramlarının niteliklerine en çok hassasiyet göstereceği sanılan İslamcı faşist zihniyet ne yazık ki damarlarında dolaşan ırkçılıktan kurtulamıyor.

 

“Milliyetçi çevredeki desteklerini artırmak ve türban konusunda rahatsız olan ama kızgınlığını büyük bir disiplin ile belli etmeyen askerin gönlünü almaya çalışmaktadır dini bütün AKP. Yani bir başka deyişle birlik ve bütünlüklerini yine Kürt kanı üzerinden sağlayacaklar.

Bu kara harekâtı ve hava harekâtıyla da desteklenen savaş, AKP'nin örtülü ırkçı politikasının bir ürünüdür.

Kürt değerlerini talan etmek, çocuklarını öldürmek veya hayat boyu ağlatmak yine görev olarak addedilmiş.” (Turcel Karahan)

 

Zebari: Türk ordusu şimdiye kadar beş köprüyü yıktı

 Zebari, Türkiye nin “askeri operasyonlarının" tırmanması halinde bölgenin istikrarının olumsuz etkileneceğini” belirterek, harekata son verilmesini istedi. Bakan Zebari, Londra Radyosu"na yaptığı açıklamalarda, “Türk hükümeti, Irak Hükümetine altyapının hedef alınmayacağına söz verdi ancak Türk ordusu, şimdiye kadar beş köprü yok etti" dedi.

 

Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari Türk ordusunun kara harekâtıyla ilgili olarak, yaptığı açıklamada, askeri eylemlerin PKK’ye değil Irak devletine zarar verdiğini söyledi.


Zebari, operasyonu nasıl değerlendirdiği sorusuna karşılık Alman Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, "Zap Nehri üzerindeki iki köprüyü bombaladılar. Bu eylemler PKK'ya değil bize, Irak devletine zarar veriyor" dedi.

Zebari,  "Türkiye gelecekte de sınırı düzenli bir şekilde geçmeyi düşünüyorsa, gerginlik artacaktır. O zaman, barışçı bir bölgemiz olan Kürdistan'da her şey tehlikeye girer. Türkiye'nin buraya istediği gibi girip çıkmasına katlanamayız." Dedi

 



İKİ TERÖRİST KÖPRÜ ÖLÜ ELE GEÇTİ (!)

Konuya ilişkin PNA’ ya özel bir demeç veren Federal Kürdistan Sınır Koruma Güçlerinden bir kaynak, bugün öğleden sonra Türk savaş uçakları ve topçu birliklerinin Amediye kasabasına bağlı Banya Keru, ,Péherxa ,Réncbiraxe,Çiyayé Metin ve Çiyayé Korejar bölgelerini yoğun bombardıman altına aldığını belirterek Türk bombardımanı sonucu sınır bölgesindeki Sidekan ile Mark köprülerinin yıkıldığını söyledi.
haberi burada

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

14/2/2008 · Kategori: E- KART ve RESiMLi TuRKuLER

Kördüğüm

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

13/2/2008 ·

Bizim Evin Halleri'ne Neler Oluyor?

 

Bizim Evin Halleri’ne neler oluyor?

Bir zamanlar TRT’nin sevimli aile dizisi olan şimdinin pembe dizisi Bizim Evin Halleri’ne neler oluyor :)))

 

Yorum (3) Yorum yaz!

12/2/2008 · Kategori: 1-SELAMLAMA

Ah Be istanbul


[Upload your own video]

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »